Ahlat Türküleri

           

    

         YERİ YERİ HAN BAĞINA

Yeri yeri Han Bağına men de gelem men de gelem
Gözeler yığınağına men de gelem men de gelem

Kar yağmış dize değin men de gelem men de gelem
Buradan Bitlis’e değin men de gelem men de gelem

Orda bir gerip ölmüş men de gelem men de gelem
Kimse gelmez yasına men de gelem men de gelem

Ahlat yöresine ait olan bu türkü, düğünlerde çevirmeli (halayda solist tarafından söylenip diğer oyuncular tarafından tekrarlanan) olarak söylenen halay türküsüdür.

 

           ÇOBANIM

Yola gel yola gel çobanım yola
O beyaz kolların boynuma dola

Çobanım oturmuş taşın üstüne
Taramış zülfünü kaşın üstüne

Yola gel yola gel çobanım yola
Kırıla kolların boynuma dola

Çobanım oturmuş kavalın yağlar
Kavalın üstüne zencefil bağlar

Yola gel yola gel çobanım yola
O beyaz kolların boynuma dola

Çobanın yatağı dağın direği
Çobanın yediği arpa ekmeği
 

 Söz ve müziği kime ait olduğu belli olmayan türkü, Ahlat düğünlerinden derlenmiştir. Düğünlerde, çevirmeli (önce oyunculardan bir kişi solo okur, oyun oynayanlar da tekrar eder) olarak söylenen türkü, THM’ de Kerem ayağındadır. Kerem ayağındaki türküler, genellikle “la” sesi ile başlayıp,”la” sesi ile biter; ama bu türkü Kerem ayağının klasik seyrine uymayıp “la” sesi ile başlar, “si” sesi ile biter.

Ahlat’ın dağları kardır gezilmez
Kırık kalem ile yazı yazılmaz
Mevla’nın yazdığı yazı bozulmaz


  
Gözü yaşlı anaların evlatlarını Kurtuluş Savaşı’na gönderişinin şahididir Ahlat!

       Kulak verin sözlerine dinleyin hikayesini...

       Kurtuluş Savaşı’nda ilan edilen seferberlik nedeniyle Van, Erzurum ve diğer il ve ilçelerdeki birliklere asker sevkıyatı Van Gölü’nde bulunan feribotlarla yapılıyordu.Bu dönemde karayolu ulaşımının kötü olması nedeniyle bu illere asker sevkıyatları Ahlat’ta bulunan iskeleden yapılmaktaydı.
       Anadolu’nun her tarafında olduğu gibi asker uğurlamaları, hüzün ve sevincin birbirine karıştığı, yoğun duygusal sahnelerin hakim olduğu bir durumda yapılır. İskelede analar, babalar. bacılar , kardeşler...
      Vatan için evlatlarını askere gönderen Ahlatlı bir ana, tezkere zamanı evladının dönüşünü bekler. Seferberlik ve savaşın uzaması nedeniyle, tezkere alamayan askerler ana,baba,yar ve memleket hasretlerini bu dizelerle anlatmaya çalışmışlar, duygularına tercüman olsun diye.
      Bugün Ahlat’ta  iskelenin yerine iki tahta parçası ve Van Gölü’nden gelen meltem esintilerinin bıraktığı hatıraların türküsü bulunmaktadır.


    
 
AHLAT’IN ÖNÜNDE KÜÇÜK İSKELE

Ahlat’ın önünde küçük iskele
On sekiz yaşında gittim askere
Seferberlik vermez bana tezkere

Ahlat’ın dağları kardır gezilmez
Kırık kalem ile yazı yazılmaz
Mevla’nın yazdığı yazı bozulmaz

Yol ver oy yol ver başı da dumanlı dağlar
Dağların ardında nazlı yar ağlar

Yüksek minareden ezan okunur
Okundukça sesi de bize dokunur
Seferberlik çıktı adım okunur

Yüksek minareden attım ben bir taş
Ne anam var, ne babam var, ne kardaş
Ahlat’lı güzele olaydım yoldaş

Yol ver oy yol ver başı da dumanlı dağlar
Dağların ardında nazlı yar ağlar.

 

KULAKSIZ’DA KUYİ VAR

Kulaksızda kuyi var,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.
İçersinde suyi var,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.
Kalkın gidek oraya,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.
Halil begin toyi var,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.

Erkizan’da minare,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.
El ettim nazlı yâre,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.
Eski yar şöyle dursun,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.
Can kurban teze yâre,
Hanım yar canım yar gülüm yar yar.

Türkü İbrahim YURTTAŞ’ tan derlenmiştir.
Bu türkü Ahlat düğünlerinde okunan, düğünü konu alan bir türküdür. Zaten Ahlat türküleri oyun havası özelliği taşır. Çünkü düğünler genellikle tef ya da herhangi bir enstrüman olmadan türkünün solo söylenip folklorcuların tekrarı –çevirme- ile oynanırdı.  
Türkünün sözlerini Kulaksız mahallesinden merhum Halil DEMİR kendi düğününde söylemiş, daha sonradan Ahlatlı müzisyen İbrahim YURTTAŞ tarafından bestelenerek Türk Halk Müziğine kazandırılmıştır.
Türküler Türk Halk Müziğinde AYAK denen ve özelliklerine göre farklılık gösteren başlıklar altında incelenir. “Kulaksız’da Kuyi Var”  türküsü donanımında bulunan si bemol 2 notası nedeniyle Kerem Ayağı özelliğini taşır.
Ahlat yöresine ait türkülerin birçoğu Kerem Ayağı özelliklerini taşır. Türk Halk Müziği terimi olan Kerem Ayağının Türk Sanat Müziği’ndeki karşılığı ise Hüseyni makamıdır. Yani Türk Halk Müziğindeki ayak kavramının karşılığı Türk Sanat Müziğinde makamdır. Buna göre bu türkümüz Türk Sanat Müziğinde Hüseyni makamındadır.
 

Alıntıdır       

      
 

Site Haritası